6 Mayıs 2013 Pazartesi

İyi Kitap, Mayıs 2013, Gezegenimi Seviyorum


Gezegenimi Seviyorum

Nilay Kaya


İçinde yaşadığımız gezegene olan merak çocuk yaşta başlar. Onun sıhhatini ve geleceğini korumaya yönelik bilinçlenmenin de ne kadar erken bir yaşta başlarsa daha iyi olacağı malum. Caretta Çocuk Yayınları bu bilinçlenmeye hizmet edecek üç kitabı “Gezegenimi Seviyorum” ortak başlığıyla yayın hayatına kazandırmış durumda: Su, Atıklar, ve Sürdürülebilir Kalkınma adını taşıyan Fransızcadan çevrilmiş bu kitaplar, okullarda okutulan Hayat Bilgisi derslerinin müfredatına alternatif olarak, gerek içerikleri gerekse görsel zenginlikleriyle çocuklar için çevre bilinçlenmesine önemli katkılar sağlıyor.

Michéle Mira Pons’un yazdığı Sophie Lebot’nun resimlediği Su “mavi altın” olarak tanımladığı suyun yeryüzündeki hayat için zorunluluğunu ayrıntılı bir şekilde sunarken, günümüzde tükenmekte olan su kaynaklarına ve suyun kullanımı konusunda gösterilmesi gereken hassasiyete dikkat çekiyor. Dünyanın başına gelmesi muhtemel kıyamet senaryolarını konu alan romanlarda ve filmlerde suyun gerçekten de bir “altın” olarak sunulduğuna rastlarız. Kitap bu kıyamet senaryolarının gerçekleşmemesi adına günlük hayatta; odada, banyoda, okulda, tatilde uygulanabilecek pratik çözümler de öneriyor.

Öncelikle dünyanın olduğu gibi bizlerin de büyük çoğunluğunun sudan oluştuğunu vurgulayarak suyun altın değerindeki önemine dikkat çeken kitap, yeryüzünde ve gökyüzünde suyun döngüsü, sudan elde edilen tuz ve ona olan ihtiyacımız, suyun tarımda ve endüstride olmak üzere çeşitli kullanım alanları, yeraltı suları ve minerallerin önemi gibi suya dair hayati bilgileri sunuyor. Bu bilgilerin zihinde daha kolay somutlaşabilmesi için suyun çözücülüğünü, cisimlerin hacmini ölçmeye yarayabileceğini gösteren ‘uygulanabilir’ deneyler verdiği gibi kendi kendimize bulut yapma şansını dahi elde ediyoruz. Günlük hayatımızda temizlikten enerji üretmeye, taşımacılıktan çeşitli endüstri alanlarında kullanım alanı olan suyun geleceğini kurtarmak adına neler yapılabilir sorusu kitabın sonunda en çok üzerinde durduğu mesele. ‘Mavi altın’ savaşlarının çıktığı günleri görmemek için bir an önce bu kitabın sayfalarını çevirmekte fayda var.

Caretta Çocuk Yayınları’nın bu üç kitap için ortak bir sloganı daha var: “Daha yaşanılabilir bir dünya için.” Jean François Noblet’nin yazıp Laurent Audouin tarafından resimlenen Atıklar gezegeni korumak için dikkate alınması gereken başka bir konuya odaklanıyor. Her gün çöp kutularımızı dolduran gazete kâğıtları, yemek artıkları, ambalajlar, eskimiş teknolojik aletler gibi nesnelerin hepsinin geri dönüşüme uğrayamadığı düşünülecek olursa doğanın bu yüzden de tehlikede olduğunun altı çiziliyor. İhmalkârlık ve çevreye karşı bilinçsizlik yüzünden türlerine ayırmadan atılan ya da kontrol altına alınması gereken çöplerin yaratabileceği tehlikeler eğlenceli görseller eşliğinde detaylarıyla anlatılıyor. Örneğin su geçirmeyecek şekilde muhafaza edilmesi gerektikleri halde edilmeyen atıkların metan gazı ve zararlı sıvılar ürettiği açıklanıyor. Bu arada, bütün bu detaylı bilimsel bilgiler verilirken haliyle anlamını bilmediğimiz terimlerle de karşılaşıyoruz. Metan gazının tam olarak ne demek olduğunu bilmiyor muyuz? Kitabın arkasında tıpkı serinin diğer kitaplarında olduğu gibi özenle hazırlanmış birer sözlük buluyoruz.

Peki atıkların doğa için yarattığı tehlikelere karşı ne gibi önlemlere başvurulmalı? Yakma işleminden tutun bireysel olarak daha az atık üreterek, mümkün olduğunca geri dönüşüme uygun malzemeler kullanarak yapabileceğimiz birçok şey olduğunu göreceksiniz. Danimarka ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin geri dönüşümü arttırmak amacıyla “sıfır atık” prensibini benimsemesi, Çin’de bir şehirde plastik poşetlerle savaşmak için vatandaşlara söğüt ağacından yapılmış sepetler dağıtılması gibi durumlar iyi bir örnek teşkil edebilir. Alışverişe giderken bez bir çanta götürüp markette bize verilen plastik poşetlere “hayır, teşekkürler” diyerek anlamlı bir başlangıç gerçekleştirebiliriz. Kullandığımız nesneleri bir kez bozulduklarında çöpe atmak yerine tıpkı eski günlerde olduğu gibi onları tamir etme/ettirme girişiminde bulunmak, artık işimize yaramayan eşyaları ihtiyacı olanlara vermek ya da reel ve sanal bitpazarlarında satışa çıkarmak başvurabileceğimiz diğer yöntemler olabilir. Daha fazlası ve arkadaşlarla beraber de keyifle uygulanabilecek temizlik operasyonu önerileri için bu kitap biçilmiş kaftan.

“Gezegenimi Seviyorum” serisinin son kitabı olan Marie-Sophie Bazin imzalı Sürdürülebilir Kalkınma bir bakıma su ve atıklar üzerine yeterince bilinçlendikten sonra ileriye dönük başka neler yapılabilir sorusuna odaklanarak çevre bilinci ve daha adil bir dünya konusunda genel ve kapsamlı bir bakış açısı sunuyor. Keza sürdürülebilir kalkınma meselesi, sadece ‘yeşil’ bir gezegeni değil ‘adil bir yeşil gezegen’de yaşamayı da amaç ediniyor. Kitap sayesinde bu  ‘yeşillikte’ bir gezegene kavuşmak için telaffuz edilen karbon vergisi, ekolojik iz, koruma altındaki alanlar, çevre dostu oluşumlar gibi kavramlar hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Adına küreselleşme denen olgunun beraberinde eşitsizliği ve bencilliği de getirerek maalesef dünyayı herkes için yeşil kılmadığı gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Ancak paniğe ya da umutsuzluğa kapılmak yerine kendimiz için küçük ama gezegenimiz için büyük adımlar atabiliriz. Kitapta da söylendiği gibi bunun yolu “yaşam tarzımız ve yaptıklarımızla ilgili seçimlerimiz”den geçiyor.

Sürdürülebilir kalkınma için 1972’de Stockholm’de gerçekleşen İnsani Çevre Konferansı’nda ortaya atılan “küresel düşünüp yerel hareket etme” düsturu, ortağı olduğumuz gezegen adına her bireyin sahip olması gereken bilince işaret ediyor. Size kitaptan hemen bir öneri sunalım: “Şehrinde sürdürülebilir kalkınma ile ilgili hazırlanan projeleri araştır, bu projelerde okulunla birlikte veya bireysel olarak yer al.” Bu tip projeler bulmakta zorlanıyorsak da kendimiz oluşturmak için neden harekete geçmeyelim? Kitap ayrıca bu konudaki bilinçlenme adına okullara büyük roller düştüğünün de altını çiziyor ve “eko-okul” programlarını tanıtıyor. Bu kitabı okuduktan sonra kendinize hemen bir ajanda edinip kendi “sürdürülebilir ajandanızı” oluşturabilir, bir gün et yemeyerek, bir gün bir fidan ekerek, bir gün hiç alışveriş yapmayarak,
bir yıl boyunca her ayın bir gününde sürdürülebilir bir dünya için bireysel bir katkıda bulunabilirsiniz.

Türkçeye çevrilirken bu kitapların sonuna konuyla ilgili daha fazla bilgi edinmek için ulaşılabilecek internet sitelerinin de eklendiğini belirtelim. Galiba artık harekete geçmemek için elimizde hiçbir neden kalmıyor…

Su, Michèle Mira Pons, Caretta Çocuk, Mart 2012, 31 syf.
Atıklar, Jean-François Noblet, Caretta Çocuk, Mayıs 2012, 31 syf.
Sürdürülebilir Kalkınma, Marie-Sophie Bazin, Caretta Çocuk, Eylül 2012, 31 syf.